event right

Z Kuşağı Nedir?

Çekilin yoldan, Z kuşağı geliyor !

Z kuşağının ayak seslerinden söz ediliyor bir süredir…Ama artık kapımıza dayandılar desek yerindedir. O halde bu kuşağın olumlu, olumsuz yanları nelerdir, gelin bir bakalım. 2003”ten başlayarak dünyaya gelen Z kuşağı, iş dünyasında çok şeyi değiştirecek. Şirketler bu İnternet çocukları için stratejileri gözden geçiriyor.

Z kuşağı nedir? sorusunun cevabı asla kısa olmayan uzun soluklu izlenimler ve sosyal tahlillerin sonucunda yanıtlanması gereken bir konu bütünlüğüdür. Milenyumla birlikte dünyanın değişmesi, gelişmesi internetin hayatımıza girmesi hemen hemen her şeyin yenilenip kolaylaşması; 2000 yılından sonra doğan, büyüyen neslin farklı bir konuma evrilmesine neden olmuştur.

Z kuşağı özelliklerinden en belirgini bu bireylerin internetle, teknolojiyle büyümeleridir. Milyonlarca yazılım hilesi, tabletler, bilgisayarlar ve en önemlisi neslin önüne geçen akıllı telefonlar... Bütün bu teknolojik figürler Z kuşağını sosyal ve bilimsel açıdan öne taşır. Bireyler farklı eğitim sistemleri içerisinde harmanlanır, donanım sahibi olurlar fakat son tahlilde bireylerin kazandıkları donanımlar onları mutlu etmek yerine gerginleştirir, tatmin etmez ve sonunda ortaya çıkan mutsuzluk kendisini gösterir. Sosyal platformlarda kendilerine birer profil oluşturan, rol bulan bireyler; her konuda kendilerini bir fikir yaratır ama sosyal mecralardan uzaklaştıkları zaman fikir yoğunlukları neredeyse sıfıra indirgenmiş olur.

Tüm bu olumlamanın getirdiği olumsuzluk özellikler, X nesli ve Y nesliyle de çatışmalara neden olur. 1965-1979 yılları arasında doğan kişilerin temsil ettiği X nesli ile 1980-1999 yılları arasında doğanların temsil ettiği Y nesli; Z kuşağının bu tip olgusallıktan uzak davranışları yüzünden sık sık çatışır. Bu çatışmalara örnek vermek gerekirse; aralarında 10 yaş olan iki kardeşi ya da ebeveynleriyle problem yaşayan Z kuşağı bireyleri karşımıza çıkar. 

Z KUŞAĞININ GENEL ÖZELLİKLERİ

Milenyum kuşağının temsilcilerinin hızlı ve analitik düşünme yöntemleri üst düzeydedir. Fakat bu özellikler bireysellikten öteye geçmez, ekip çalışmalarına yatkın değillerdir. Kendilerine olan güvenleri yüksektir, ailelerinin onlara farklı baktığı gerçeği üzerinde titremeleri özgüvenlerini oldukça yükseltir. Bağımsızdırlar, özgürdürler, onlar için mümkün olmayan hiçbir şey yoktur. TV reklamlarında sık sık karşımıza çıkan impossible is nothing (hiçbir şey imkansız değildir) tarzı sloganlar da direkt Z kuşağına hitap eder. Z kuşağı; toplumsallaşmadan ziyade bireyselleşmeyi önemser. Kurallar, zaman harcanan rüyalar onlara göre değildir. Çoğunun hayalinde anne ve babalarının, akrabalarının işlerini yapmak değil kendi serüvenlerini çizmek vardır. Geçim sağlanan işler onlar için günlük sıkılma serüveninden başka bir şey değildir. Çaba harcanan, özveri gerektiren işler onlara göre değildir.

 YORUMLAR

Z kuşağı için teknoloji bir lüks ya da tutku değil, doğal yaşamın getirdiği bir standarttır sadece. Nasıl y kuşağı için televizyon ya da telefon bir lüks değil, aksine olmadığı zamanları hayal edemediğimiz zorunluluklar ise (cep telefonunu ucundan yakaladık ama telefonun olmadığı bir dünyaya doğmadık), Z kuşağı için de dokunmatik ekranlar, İnternet üzerinden iletişim böyledir.

Z kuşağı, Y kuşağına göre daha bireysel hareket eden bir kuşak olacak ama onlar için asıl zor olan rekabet koşulları. x ve y kuşağındaki rekabet ortamı yerini akıl almaz bir arenaya bıraktı. Z kuşağı çocuklarının hepsi birbirinden donanımlı olduğu için bu koşullar içerisinde öne geçebilmek her zamankinden daha zor olacak gibi görünüyor. Bu noktada onları kurtaracak olan ise özgüvenleri diğer kuşaklara göre çok daha yüksek olduğu için çok çabuk yıkılmayacaklar, zorluklarla mücadele etmede çok başarılı olmasalar da hem özgüvenleri hem de ailelerinin korumacı yapıları sayesinde alternatif çözümler bulabilecekler. hedeflerini y kuşağına göre çok daha bilinçli bir şekilde seçecek ve bu doğrultuda ilerleyecekler.

 Önümüzde yuvarlanıp giden neslin, dünyaya bakış açıları ve mevcut donanımları karşısında oluşturdukları özelliklere genel bir bakış ile şekillenen nesiller: X, Y ve Z kuşağı…

Bu bilgileri edinmek ya da yeni neslin demek istediğini daha iyi kavramak için birkaç yazı ya da makale okumak aslında ebeveynleri nelerin beklediğini ya da mevcut sorunların nereden kaynaklandığını anlamak için büyük bir fırsat.

Çünkü iletişimin kanlı canlı olanını tükettiğimiz bu çağlarda, aile birliğinin, çocuklarla olan iletişimin sağlıklı olabilmesi her iki taraf adına zamanı ve zamanın getirilerini anlamakla mümkün artık. Geleceğimizi oluşturan bireyler ile ortak paydada buluşabilmek için yeni nesillerin çağına dair donanımlı olmak, doğru şekillenmeleri, doğruya yönelmeleri, temel değerlerimizi belleklerinde bulundurmaları ve sağlıklı – bilinçli ve tam destekli ilerlemeleri için önce biz büyüklerin konuya hakim olması şart.

Zamane çocukları mı?

Her dönem için kullanılan bu kavramın içini dolduralım biraz. Ama önce 2. Dünya Savaşından sonraki yıllarda meydana gelen doğum oranın artmış olması ile birçok kaynakta baby boomers dönemi olarak adlandırılan kuşağı hatırlayarak başlayalım. Bu kuşakla ilgili fazla bir bilgi yok. Verilen tarih aralığı ise 1946 – 1964 yılları. Bu grupla ilgili kurulan cümleler, aşağı yukarı dönemlerinin en büyük sektörel gelişme oranını yakalamış olmaları.

X kuşağı için verilen tarih aralığı 1965-1979 yılları arası.

Dünyadaki en sancılı dönemlerin sonrasında ve aynı zamanda kendi döneminin acı savaşlarını, darbelerini, soğuk savaşlarını yaşamış olan bu grup; gelecekle ilgili endişeler geliştirmesi sonucu iş ve hayat dengesinde başarılı olduğu kadar sadık bir çalışan sıfatıyla da taçlandırmıştır kendini. Hissetmiş oldukları otoriteye karşı saygılı ve bunun akabinde motivasyonları da yüksek olmuştur. Kadınların iş yaşamına atılması ile bir çocuk az, iki çocuk fazla karmaşasına sebep olmuşlardır. Farklılıktan hoşlanan, ön yargıları olmayan ve sağ duyulu ve duygulu nesildir. Hızla ilerleyen teknolojiye adapte olmaya çalışırken bu yeniliklerin takibi sırasında oldukça doyumsuz bir nesil olarak karşımıza çıkmışlardır. Ayrıca elma bahçelerinden kovalanırken, aşk şiirleri yazan nesil…

Y kuşağı için verilen tarih aralığı 1980-1999 yılları arasıdır.

Milenyum çağı yakıştırmasına uygun olarak ilk söylenen cümle teknolojiye olan bağımlıkları ve becerileridir. 

-Otorite tanımaz, kural bağlamaz, sabırsız, tatminsiz ve adapte sorunu olan bir nesil ama öğrenmeye ve araştırmaya hevesli…
-Problem çözmede grup adaptasyonları ve hareket kabiliyetleri harika.
-Bireysellikten kasıt bencillikleri.
-Eleştiri oklarına denk gelirseniz kurtuluşunuz mucize.
-Mevcut sorunları ise; kimselerin onları anlamıyor olması.
-Daldaki elmaların çatlayana kadar tadına bakan nesil.

Z kuşağı için verilen tarih aralığı 2000-2021 yılları arasıdır.

“İnsanlık tarihinin el, göz, kulak vb motor beceri senkronizasyonun en yüksek nesli olarak tanımlanmaktadırlar” diyor bir kaynak. Yani mekanikleşmenin ilk belirtileri Z kuşağı çocuklarda. Doğduğunda bu bilgilerle geldi herhalde diyecek kadar teknolojiye adapte olma becerisi Z kuşağı çocuklarının normalitesi. Bu üstün becerileri ve teknolojik gelişimin jet hızıyla ilerlediği dönem nedeniyle, cevabı ön görülemeyen çok bilinmezli denklemlerin bir parçası olarak hayata adım atmış bulunuyorlar. Z kuşağı çocuklarının hangi meslek dalında faal olacakları dahi bilinmiyor. Çünkü meslek icatları henüz yapılmadı.

-Z kuşağı, aile bireylerinin kendilerini çocuklarına karşı yetersiz gördükleri, psikolojik bunalım örneklerinin tavan yaptığı nesil.
Sosyalleşme kavramının tarih olduğu ve teknolojiye kurban edildiği bir nesil.
-Z kuşağı, hayal dünyalarının sınırsızlığı ile cevabı bulunamayan sorular soran nesil.
Aynı anda aktif bir şekilde pek çok işe dahil olabilen bir kapasite ile zekaları ve becerileri hayranlık uyandıran nesil.
-Z kuşağı, otorite ve kural tanımazlık hat safhada, istedikleri doğrultusunda direnişleri kırılamaz yapıda ve haklılıkları konusunda, grup halinde hareket etmek sorgusuz sualsiz katılacakları eylemler arasında ilk sırada olan nesil.
-Dile getirilemeyecek bir konu da yoktur ayrıca. Z kuşağı çocukları daldaki elmalardan bihaberler. 
Kuşaklar için verilen tarihler kaynaklar arası farklılaşabiliyor, ne yapalım arada kaynayanlar olacaktır elbette…

Bir Kuşağı Anlamak: Z Kuşağı Kimdir?

2000 yılından itibaren dünyaya gelmiş bireylerin oluşturduğu nesle Z kuşağı deniyor. Tamamıyla teknolojinin hakim olduğu bir çağda doğmuş olmaları sebebiyle teknolojiyle oldukça iç içe yaşayan bu jenerasyona, “İnternet kuşağı” adı da veriliyor. Oldukça iyimser olmalarıyla beraber, kişisel hırslarının da son derece yüksek olması, kuşağın en bilinen özelliklerinden. 21. yüzyılın ilk nesli olma unvanına sahip Z kuşağının, teknolojinin de sayesinde ortalama yaşam süresi bakımından diğer kuşaklardan farklı olması bekleniyor…

Y ve Z Kuşağı Arasındaki Farklar

2020 yılı itibarıyla dünyanın en büyük tüketici grubu olması beklenen “dijital çocuklar”, farklı aile yapıları ve çok daha çeşitli etnik gruplar ile beraber büyüyor. Halihazırda resmi olarak üniversiteye girmiş olan Z kuşağı bireylerinin yüksek öğretimden beklentileri, kendilerinden önceki Y kuşağı gibi sadece teknolojik olgularla sınırlı değil. Z kuşağı, sosyal ortamlarda, uygulamalı ve doğrudan öğrenmeye meyilli bir nesil olarak tanımlanıyor. İstedikleri zaman ulaşabilecekleri öğrenim araçlarına olan tutkuları, neslin bilgiye ulaşmada güçlük çekmek istemediği anlamına geliyor.

Z Kuşağı Dijital Dünyayı Nasıl Kullanıyor?

Teknosa tarafından 7-16 yaş aralığındaki çocukların dijital mecralarda kamuoyuna açık olarak paylaştığı 1 milyon 600 bin datayı inceleyerek yaptığı bir araştırma, bize Z kuşağının dijital dünyayı kullanma şekli hakkında önemli bilgiler veriyor. Yapılan araştırmaya göre, dijital dünyanın içine doğup büyüyen Z kuşağı, %97 oranı ile en çok YouTube’da varlık gösteriyor. Kendi yaşıtlarının günlük hayatını yakından takip eden bu nesil, günün trendlerine uygun olarak eğlenceli videolar üreten kanallara abone oluyor, sevdikleri oyunların videolarını izliyor. Dijital dünyada çocukların konuştuğu konuların başında %38 oranı ile oyun başlığı gelirken, bu oran çocuğun oyun karakterleri ve oynadığı oyunlardan ne kadar etkilendiğinin de göstergesi oluyor. Z kuşağının diğer ilgi alanları ise %34 ile trendleri ve gündemi takip ettikleri Vlog’lar. %19 ile yaşıtlarının gündelik aktiviteleri, yüzde 6 ile oyuncaklar ve yüzde 3 ile çocuk kanalları olarak sıralanıyor.

Z Kuşağının Özellikleri Neler?

Kuşak çalışma hayatına henüz girmeye başladığı için, iş yaşamlarıyla ilgili çabuk sıkılıp kolay vazgeçme olasılığı dışında çok da tahminde bulunulamıyor. Öte yandan, çeşitli sosyolojik gruplarla ilişki kurma ve hak arama konularında diğer kuşaklardan daha başarılı olmaları, iş hayatlarında ulaşabilecekleri başarıların habercisi sayılıyor. Buna ek olarak, sınırsız yeni bilgiye erişimin, Z kuşağı ile daha özgüvenli ve kariyer odaklı bir nesil yarattığı düşünülüyor. 

Z kuşağı Nasıl Yönetilir?

Z kuşağına mensup bireylerle çalışmaya başlayacaklar için verilen bazı yönetim tüyoları da şöyle:

-Onlara özerklik tanıyıp, girişimci ruhlarını besleyin; sadece görev vermekten kaçının.
-Helikopter ebeveynlerle büyümüş bir nesil olmaları göz önünde bulundurularak, ödüllerle motive olabileceklerini unutmayın.
-Yüz yüze iletişim kurmanın önemine inandıklarını, sadece mesajlaşmaktan hoşlanmayıp gerçekten duyulduklarını hissetmek istediklerini göz önünde bulundurun.
-Hem iş yerinde hem de okulda yönetici-asistan ilişkisine önem verdiklerini, yardım etmeye oldukça meyilli bir nesil olduklarını bilin.

Z kuşağının ardından, 2013-2030 yılları arasında doğanlardan oluşacak jenerasyon ise, diğer nesillere göre çok daha genç yaşlarda teknolojiyle tanışmış/tanışacak olan “alfa nesli” olacak.

İLETİŞİM

X kuşağı, Y kuşağı ve şimdi de 2000’lerde doğan Z kuşağı. Onların dünyasında İnternet ve sosyal medya yeni icatlar değil, çocukluklarının erken dönemlerinde tanıştıkları araçlar ve belki de daha fazlası. İnternet kesintisinin su ve elektrik kesintisinden daha fazla tepkiye yol açabildiği bir dönem. Yavaşlaması bile buhranlara sebep olabilir. Hayatlar internetle o kadar iç içe geçti ki bazen yaşananların gerçek hayatta olup olmadığının belirtilmesi gerekebiliyor. İnternet ve özellikle sosyal medyanın yaygınlaşmasından bütün nesiller etkilense de, bunlardan biri daha fazla dikkat çekiyor: Z jenerasyonu.

“Jenerasyon” kavramı, 1960’lardan itibaren eski geleneklerin çöküşüyle beraber sıklıklar kullanılmaya başlandı. Yeni gelişmeleri sosyolojik ve psikolojik açıdan değerlendirmemizde oldukça yardımcı olan bu kavram, büyük dünya olaylarının yarattığı sembolleri taşıyan yaş dilimlerini ve bu nesiller arasındaki farkları tanımlıyor. Araştırmacılar, nesilleri şu şekilde sıralıyor: Bebek patlaması kuşağı (baby boomers), X jenerasyonu, Y jenerasyonu ve ardından gelen Z jenerasyonu. Z kuşağını anlamak için, önce arkada kalanlara bir göz atalım. Bebek patlaması kuşağı, II. Dünya Savaşından sonra, 1945-1965 seneleri arasında dünyaya gelenlerden oluşuyor. Jenerasyon ismini bu dönemde doğum oranının yükselmesinden alıyor. Ayrıca ekonomik büyümenin ve kitle tüketiminin başladığı seneler. 1968 senesi onları otoriteye karşı bir tavırla işaretliyor.

Bir sonraki X kuşağı üyelerinin doğum tarihleri 1965-1977. Bir önceki ve bir sonraki ile geçiş dönemi oluşturan bir nesil diyebiliriz. HIV virüsünün ortaya çıkışına, ekonomik krizlere, milliyetçi fikirlerin sorgulanmasına şahit oldular. Sistemi sorgulamaları onları “alaycı” bir jenerasyon olarak tanıttı.

Y kuşağı ise 1978-1995 yılları arasında doğanlardan oluşuyor. Üç kelime bu nesli tanımlıyor: teknoloji, bilgisayar ve görüntü. Kolektif bilinç dışında, 1986 yılındaki Çernobil nükleer felaketi, 1989’da Berlin Duvarı’nın çöküşü, 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılması var.

Z kuşağı veya namı diğer “I-Generation”, “Generation-Me”, “Post-Millenials”, “Linksters” vb. 1995 ve sonrasında doğan nesli tanımlamak için kullanılıyor. Günümüzde ergenlik dönemlerinin sonlarına yaklaşan ve genç yetişkinliğe adım atan bu nesil, dünyayı İnternetsiz ve sosyal medyasız tanımıyor; ayrıca maalesef terörsüz de. 11 Eylül 2001’de Amerika’daki Dünya Ticaret Merkezi’ne yapılan uçak saldırısı ve takiben dünyadaki birçok terörist eylem hatıralarına işlenmiş bulunuyor. Ayrıca teknolojinin çok ileri olduğu bir zamanın çocukları onlar. İnternet'in bu neslin dünyaya yaklaşımı nasıl değiştirmiş olabileceği esasen yetişkinlik yaşlarında gözlemlenebilecek. Bir önceki nesil de çocuklarında bilgisayar ve bilgisayar oyunlarıyla, ergenliklerinde ise internetle tanışmış olmalarına rağmen, iki dönemin teknolojisi arasında çoğunlukla sosyal web olarak anılan “Web 2.0″dan kaynaklanan büyük farklar bulunuyor. “Web 1.0”, sadece pasif bilgi tüketimi imkanı verirken; “Web 2.0”, bilginin ortaklaşa üretimini, paylaşımını, sosyal ağların büyümesini ve gerçek kimliklerin uzantısı olan sanal kimlikleri beraberinde getirdi. Bu sebeple Y jenerasyonu “Net-Generation” diye anılırken, Z jenerasyonu “I- Generation” olarak adlandırıldı. Bu gelecek yetişkin nesil, başka bir deyişle bir sonraki tüketici nesil, bir yandan da büyük markaların ilgi odağı. Şirketler pazarlama stratejilerini daha uygun hale getirebilmek için bu neslin alışveriş alışkanlıklarını, İnternet kullanımlarını ve dünyaya bakış açılarını daha iyi anlamaya çalışıyorlar. Günümüzde bu nesli daha yakından tanımak için sosyal bilimler farklı alanlarda birçok araştırma yapıyor. Sosyal ilişkiler, bilişsel farklılıklar, eğitim-öğrenim, benlik anlayışı, üzerinde çalışılan başlıca konular arasında.

İnternet ve sosyal medya kullanımı, bu neslin sosyalleşme biçiminin en önemli belirleyicilerinden biri.

Z kuşağında, yüz yüze sözel ifade şekillerinin yerini çoğunlukla yazılı ve görsel mesajlar almış bulunuyor. Uzman Psikolog İpek Burcu Şaşmaz, bu durumun kendilik halinin gösteriminde, duyguların psikolojik işleyişinde ve dolayısıyla da iletişim üzerinde olumsuz bir etkisi olduğunu paylaşıyor: Gösterilen kendilik hali değişiyor, ancak duygular hep aynı duygular. Duyguların ifade edilmesinin engellendiği bir ortam oluşuyor. Daha çok yazarak ya da fotoğrafla kurgulanan kendilik ile kurulan iletişim şekli, bedensel ifadelerin de uygun biçimde ortaya çıkmasını engelliyor. Tüm bunlar duyguların yaşanmamasına, yaşananların işlenmemesine sebep oluyor. Bu da diğeriyle kurulan iletişimde aksaklıklara sebep olabiliyor. Bir önceki nesilde, yaşanılanlar ve duygular arasında dijital platformlar bulunmuyordu, bu sebeple bu tür bir kopukluk yaşamış değiller. Önceki nesiller, yakın ve samimi ilişkilerin nasıl kurulacağına dair hem daha fazla sosyal beceriye hem de ortama sahiptiler. Kendini gösterme arzusuyla şekillenen bir tür iletişim tarzı doğuyor. Bu da Z kuşağı çocuklarını öteki odaklı değil, kendi odaklı haline getiriyor.

Stalk’lanan sosyal ilişkiler

İnternet ve sosyal medyanın Z kuşağının ilişkilerine nasıl bir etkisi oldu? Etrafımızda bu yaştaki kişilerin çoğunlukla akıllı telefonları ile meşgul olduklarını gözlemleyebiliyoruz. Arkadaşlarıyla mesaj, ses kaydı, fotoğraf, video ve emoji aracılığıyla sürekli iletişim halindeler. Günlük hareketlerini sosyal medyada yayınlıyorlar. Dışarıya karşı ilgisiz ve dikkatleri dağınık gibi görünebiliyorlar. Bu yıl üniversiteye başlayan 1999 doğumlu Uğur, en çok kullandığı sosyal medya aracı olan Instagram’ın sosyal yaşamındaki yerini bizimle paylaşıyor: “Bir kafede arkadaşlarla buluştuğumuz zaman, biraz sohbet ettikten sonra herkes Instagram’ı açar, biraz kendi Instagram’ında dolaşır. Ara sıra da ilginç bulduğumuz fotoğrafları birbirimize gösteririz ve bunlar hakkında konuşuruz.” Önceki nesillerin hep beraber televizyon izlemesini veya basılı fotoğraflara bakmasını çağrıştıran bir etkinlik. Diğer birçok yaşıtı gibi Uğur için de “haberleşmek önemli” ve sosyal medyanın sosyalliğini arttırdığını düşünüyor: “Bence internet sayesinde hayat çok daha sosyal. Bir etkinliği buradan öğreniyorsunuz. Başka nereden öğrenebiliriz bilemiyoruz.” Uğur’un arkadaşlarından Özgür’e göre, “stalk” yani birini gizlice izleyebilmenin mümkün olması sosyal medyanın olumlu bir yönü. 1998 doğumlu İdil ise bazı uygulamalarda mesajların okunup okunmadığının görünmemesinden hoşlanmıyor. Karşıdakini hızlıca birçok açıdan değerlendirecek bilgilerin varlığı ve mesajlarımızın ulaştığına dair kesin bilgi, sosyal ilişkilerde artık yerleşmiş işleyişler. Özgür, hiç bu amaçla kullanılmamış olsa da, yeni arkadaşlar edinmek için bunların iyi platformlar olduğunu düşünüyor ve ekliyor: “Mesela okulda gördüğün ama konuşma imkanının olmadığı bir kişiyle ilişkini yazışarak başlatabilirsin.” Son olarak, Uğur, bu platformlarda iletişimin bazen uygulamanın kapasitesini bile aşabileceğinden bahsediyor: “WhatsApp gruplarını sevmiyorum. Eğer ciddi bir amaçları yoksa sürekli mesaj geliyor ama konuşulanlar bence oldukça gereksiz. Bir keresinde telefonumdan iki gün uzak kaldım. Telefonu tekrar aldığımda, WhatsApp’taki gruplarımdan gelen toplam bin 400 mesaj vardı, okumam imkansızdı, uygulama kilitlendi.” Genel sonuçlara varmak için yüzlerce hatta binlerce gençle anket yapılması gerekir. Ancak bu kısa görüşmeler, Z kuşağının internetteki bu uygulamaları sosyal ilişkilerinin merkezine yerleştirdiğini düşündürüyor.

Üniversitede okuyan gençlerle çalışmalarını sürdüren Uzman Psikolog İpek Burcu Şaşmaz’a göre, “İnternet ve sosyal medya kullanımı Z jenerasyonu olarak adlandırılan bu neslin sosyalleşme biçiminin en önemli belirleyicilerinden biri. Bu neslin çocukları internetsiz büyümüş diğer nesillerden çok daha aktif bir görüntüye sahip, ancak bir o kadar da gerçek sosyal beceri açısından zayıflaştıkları bir tablo ortaya çıkıyor.” Şaşmaz, bu durumun iletişimlerini de şekillendirdiğini belirtiyor: “Sosyal medya üzerinde öğrendikleri yeni, bizim çok aşina olmadığımız, daha açık ve hatta sert, karşı tarafı önemseyerek değil, geneli düşünerek kendilerini sundukları, kendini gösterme arzusuyla şekillenen bir tür iletişim tarzı doğuyor. Bu da bu neslin çocuklarını öteki odaklı değil, kendi odaklı haline getiriyor.” Şaşmaz, iletişim olanağını sadece internette bulanların, bu platformlarda aldıkları duygusal darbeleri işlemekte zorlandığını, bu süreçte daha içe kapanık, alıngan veya daha sinirli, acımasız olarak iki uçlu davranışlarda bulunabileceklerini belirtiyor. Yine benzer şekilde, duygularında da hayranlık ve tam tersi arasında gidip gelen iki uçlu değişimler gözlemlenebiliyor.

Ben-Jenerasyonu

Bu jenerasyonun diğer bir özelliği de “Ben-Jenerasyonu” (Generation-Me) olarak anılmaları. İpek Burcu Şaşmaz’a bu neslin özelliklerinden biri olan benmerkezciliğin, sosyal medyanın kendi hayatını paylaşma ve yüceltme üzerine kurulu olmasının bir sonucu olup olmadığını sorduk. “Elbette başka sebepleri de var. Bazı ebeveynlerin sınır çizmemesi, değer vermeyi öğretmeyi unutmaları ve kapitalist toplumların bireyin daha çok tüketmesini teşvik etmesi gibi” diyen Şaşmaz, tek etkenin sosyal medya olmadığının altını çiziyor. “Bir kişiye, bir işe ya da sahip olunan herhangi bir şeye değer vermenin belki de engellendiği bir dönemden geçiyoruz ve sosyal medya buna katkı sağlıyor.” Bu neslin çocuklarının bazen sadece kendilerini önemsemesi, bu doğrultuda bir hayatlarının olmasını istemeleri ve buna ulaşabileceklerine tamamen inanıyor olmaları belki de bu ailesel ve toplumsal bağlamlardan kaynaklanıyor. 

Zihinsel süreçlere etkisi

Z nesli, birçok uygulamayı aynı anda kullanabiliyor, birinden diğerine aksamadan geçebiliyor, hızlıca sınırsız bilgiye ulaşabiliyor. Bu durumun bilişsel süreçlere, başka bir deyişle hafıza, öğrenme, dili kullanma, muhakeme etme gibi zihinsel süreçlere etkisinin olacağı tahmin ediliyor. Uzman Psikolog Şaşmaz’a göre, bu gençler yeni bilişsel öğrenme yöntemlerine sahipler. “Önceki nesillere göre daha hızlı öğrendiklerini düşünüyorum. Ancak çok daha hızlı da unutuyorlar.” Aynı zamanda birçok görevi yapabilmeleri de diğer bir özellikleri. “Aynı şey üzerinde, bütün algıların bir yere kilitlendiği, kısa süreli odaklanma olarak yaşanan bilişsel süreç bir anda başka bir şeye, hatta aynı anda birden çok şeye odaklanılarak parçalanıyor. Bu parçalanmanın insanı olumlu bir şeye götüren bir gelişme olup olmayacağını bize ancak zaman gösterecek.

” Z kuşağının görevler arasında hızlı geçiş ve aynı anda birçok iş yapabilme becerisi yeni norm haline gelebilir mi? “ Normlar değişiyor; bizim belki odaklanma problemi olarak görebileceğimiz durum artık normal bir şey haline gelebilir ya da öğrenmeyle alakalı bildiğimiz yollar artık işe yaramıyor olabilir” diyor Şaşmaz. İngiliz filozof Francis Bacon’un günümüzde hala geçerliliğini koruyan ünlü ifadesi “Bilgi Güçtür!” den yola çıkıp, Z neslinin bilgiyle olan ilişkisine dair Şaşmaz’ın fikrini alarak sonlandıralım: “Bilgi artık çok kolay ulaşılabilir ve bir şeyi biliyor olmak bu nesil tarafından artık o kadar da gerekli bulunmuyor. Bilmenin değersizleştirildiği genel bir değişim yaşıyor olabiliriz. Bu değişikliğin bilime ve insan gelişimine ne tür etkileri olacak, ben de çok merak ediyorum.” Yarı bilim-kurgu hayatlarımızda bekleyip hep beraber neler olacağını göreceğiz.

PAYLAŞIMLAR

Dilay Naz, 20 yaşında, psikoloji öğrencisi

“Olayların daha popüler yanına odaklanıyoruz”

Kendi jenerasyonunu nasıl görüyorsun? Bizim gündelik sorunları görmezden gelen bir yanımız var. Daha bireyseliz. Evet, bir sürü olay oluyor ama teknolojiyle beraber her şeyin daha popüler yanına odaklanıyoruz. Oysa sosyal medya dışında da şeyler oluyor. Aktivist bir genç kitle var bence ama bazen de olayları sadece sosyal medyada “like” almak için kullanıyorlar. “Ben bilinçliyim” gibi göstererek ne kadar “like” aldığına önem veriliyor diye düşünüyorum. Artık insanlar kendilerini geliştirmek için daha çok çabalıyor. Dünya inanılmaz hızlı gelişiyor, teknoloji bu hızla giderse bizim bile aklımızın alamayacağı şeyler olacak. Yeni nesil bu değişimi bizden daha da çok yaşayacak.

Lal Su, 20 yaşında, psikoloji öğrencisi

“Rahat, yaratıcı ve bilgili insanların olduğu bir ortamda çalışmak isterim”

Nelerden ilham alıyorsunuz? Özgüven artırıcı, feminist şarkılar. Örneğin, Beyonce’nin şarkıları bana özgüven veriyor. Dinlediğimde farklı bir insana dönüşüyorum. YouTube’dan Amerikan “talk show”ları izliyorum bir de. Hem gündemi takip ediyorum hem de eğlenceli oluyor. Hafta sonları da arka arkaya hafta içi izleyemediğim dizileri izliyorum. İlerisi için de iş konusunda ciddi ama rahat bir yerde çalışma hayalim var. Kıyafet kuralı olmayan, müzik açıp çalışabileceğim bir ortamda çalışmak istiyorum. Çevremde olabildiğince rahat, yaratıcı ve bilgili insanlar olsun isterim.

Ceren, 21 yaşında, psikolojik danışmanlık ve rehberlik öğrencisi

“Her işimi yaparken telefonum önümde”

Teknolojiyle aran nasıl? Ders çalışırken kitaplarımı masaya koyuyorum, yanına da telefonumu. Mesaj gelmişse, direkt cevap verip geri dönüyorum, zaten saniyelik bir iş. Her işimi yaparken, telefonum önümde diyebilirim. Çok fazla okuma yapmam gerekiyor, telefon dikkatimi dağıtıyor. Birkaç kere başka yere koyup ders çalışmayı denedim ama bu sefer de rahat edemiyorum. Bir şeylerden uzak kalıyormuşum gibi geliyor. Sinemada bile ara sıra bakıyorum. Telefonumu evde unuttuysam, bir şekilde onu gidip mutlaka alırım. Çünkü her şeyim onda. Arkadaşlarımın yanında telefona bakmamaya çalışıyorum ama doğal olarak fotoğraf çektikten sonra onu filtreleyip düzenlemek için 10-15 dakika herkes telefonuna bakar. Televizyon izlemiyorum. Dizileri bile bilgisayardan izliyorum.

3 yaşında araba satın alan Jack”i yönetmek!

İngiltere”de geçen hafta üç yaşındaki bir çocuk evdeki bilgisayardan İnternet'e girdi ve pembe bir araba satın almayı başardı. Annesinin eBay şifresini açık bırakmasını fırsat bilen minik Jack Neal, her gün oynadığı bilgisayardan “Onu al” butonuna bastı. Yaklaşık 26 bin TL”lik pembe renkli Nissan Figaro marka aracın ödemesini yaptı. Jack”in annesi Rachael Neal (36), televizyonlara yaptığı açıklamada, oğlunun bilgisayarı çok iyi kullandığını söyledi ama “Bir araba satın alabileceği hiç aklıma gelmezdi” diyerek şaşkınlığını ifade etti. Baba Neal”in, arabanın satıcısını arayarak durumu anlatmasıyla olay tatlıya bağlanırken, tüm dünya Z kuşağının tipik bir temsilcisiyle tanışmış oldu. Z kuşağı 2003 yılı ve sonrasında doğanlara deniyor. Onları Jetgiller ve Geleceğe Dönüş filmlerine benzer bir yaşam bekliyor. Teknoloji ile iç içe büyüdükleri için coğrafi sınırlamaları olmayacak. Batılı akranlarıyla kolay uyum sağlayacak, sabırsız ve komplekssiz olacaklar. Çok fazla bireysel ve bağımsız olmaları nedeniyle tek başına bir yaşam tercih edecekler. Yaratıcılık ve yenilikten zevk alan, aynı zamanda güven arayan bir kuşak bu. Buna karşılık azimli ve hırslı olmamaları kariyerlerinde önlerine bir engel olarak çıkacak. Aralarından lider yetiştirmek zorlaşacak. Sadakatsiz ve tatminsiz olmaları, iş dünyasında onları yönetmek için yeni yönetim anlayışlarının geliştirilmesine yol açacak.

Z den önce hangi kuşaklar vardı?

Baby Boomers (1945 – 1964): İşkolik, çalışmak için yaşamını adayan bir kuşak. Hayatındaki en önemli şey bir şeyler katmak ve yeni nesillere bırakmak.

X Kuşağı (1965 – 1976): Daha kanaatkar, marka sadakati yüksek, görece daha çabuk tatmin olan ve teknoloji ile ileri yaşlarda tanışmış olan X kuşağı önemli bir ara kuşak. Radikal değerlerin savunucusu bir kuşak aynı zamanda. İş yaşamı ile sosyal hayatlarını dengelemeyi tercih ediyorlar

Y Kuşağı (1977 – 1994): Y ve Z lerin anne ve babaları olacaklar. Teknoloji ile dost bir kuşak. X”lere göre Y ler, daha bireysel ve sonuç odaklı.

Milenyum Kuşağı (1995 – 2003): Çok küçük bir ara kuşak. 1990”ların ortalarında ortaya çıkan İnternet, onlar için bir kilometre taşı. Özgürlüğüne düşkün, teknoloji tutkunu, hız seven, esnek bir çalışma ortamı arayan kendilerine güvenli bir kuşak. Z lere çok yakın özellikler taşıyorlar.

Yönetimde kuşak faktörü

Yaklaşık 25 – 30 yıllık dönemlerde doğanlar aynı kuşaktan sayılıyor. Aynı kuşaktakileri yaklaşık olarak aynı yıllarda doğmuş, aynı çağın şartlarını, tarihini, sosyal olaylarını, benzer sıkıntılarını ve kaderini paylaşmış, benzer ödevlerle yükümlü kişiler oluşturuyor. Son 25 – 30 yılda doğan kuşakları etkileyen en önemli gelişme ise teknoloji oldu. İnternet ve cep telefonlarının hayatımıza girmesi, bireylerin davranışlarında ve yaşayış biçimlerinde ortak izler bırakıyor. Şirketler, Y kuşağı için önemli olan faktörleri saptamak için maaş artı performans primi sistemini getirmiş. Yönetim kadrosunun yüzde 80”inin içerden yükselenler arasından seçilmesine karar verilmiş. Z kuşağının 2017”ye kadar anne babaları olacak olan X ve Y kuşağından çok etkilenecekler. Buna rağmen standart yönetim şekillerinin değişecek. Z kuşağının teknoloji tutkunu olması nedeniyle coğrafi sınırları olmayacak ve bu kuşak küreselleşmiş yönetim politikaları talep edecek. Bugünkü İK politikaları geçerli olamayacak. 20 yıl sonra iş hayatına girdiklerinde yaratıcı Y kuşağı sürekli değişim arayacak” tespiti yapıyor.

10 yıl sonra

Türkiye”de nüfus içerisindeki büyüklüğü 2015”te tahminen 18 milyona varacak olan bu kuşak – kuşaklar arası dönemler kısaldığı için – kendilerinden önceki nesille kolay anlaşacak. Uyum sorunu yaşamayacaklar. Bununla beraber hiyerarşiye soğuk durdukları ve iletişime açık oldukları için organizasyon yapısı değişecek. Her şeyin kendilerine uygun kişiselleştirilmesini bekledikleri için tüm yöneticilerin bireysel bakış açısı geliştirmesi gerekecek. Bireye yatırım giderek artacak. Değişim isteyen, çabuk vazgeçen kuşak olduklarından yetenekli olanları elde tutmak, daha fazla kaynak gerektirecek. İş süreçleri mutlaka teknoloji ile desteklenmiş ve bürokrasiden uzak tasarlanmış olacak. “Ben” odağı yükselen çalışanların bireyselleşen taleplerine karşılık verecek esnek sistemler tanımlanması ve ortamlar oluşturulması gerekecek. Bu bilgiler, şimdi değil ama 10 yıl sonra işe yarayacak. Yine de şimdiden pazarlamacılar, Z’lere özel strateji geliştiriyor. Örneğin marka sadakatleri zayıf olacağı için bu kuşak mensuplarının küçük yaşlarda zihinlerine yerleşecek işlere yönelme planları var. Standart politikaları bir kenara bırakacak olan insan kaynaklarında ise hızlı ve esnek olmak gerekecek.

Z kuşağının olumlu yönleri

-Daha iyi eğitimli olacaklar.

-Bireysel ve bağımsız olmaları yaratıcılığı artıracak.

-Doğruyu çekinmeden söylemeleri motive edici bir ortam oluşturacak.

-Nesiller arası farklar azalacak.

-Sosyal ve iletişime açık olmaları müşterileri ve birbirlerini kolay anlamalarını sağlayacak.
-İnternet ile coğrafi sınırları kaldırmaları güvenlerini arttıracak.
-Komplekssiz oldukları için kendilerini rahat ifade edebilecekler.

Z kuşağının olumsuz yönleri

-Sadakatsiz olmaları şirketleri zorlayacak.
-Azimli ve hırslı olmamaları, kriz dönemlerini olumsuz etkileyecek.
-Hep yükselmek istemeleri nedeniyle ”yıldız savaşları” yaşanabilir.
-Çabuk vazgeçmeleri nedeniyle şirketlerin yetenekleri tutmaları zorlaşacak.
-Standart işleri yaptırmak zorlaşacak.
-Zaman ve emek gerektiren meslek dalları değer kaybedecek.
-Her şeyi kişiselleştirmek istemeleri, zengin – fakir uçurumu yaratacak.


Hakkımızda

Eğitim sisteminin eksik ve aksaklılarını giderici yöntemler uygulayarak, çocuklarımızı başarılı ve mutlu kılmaktır. Türkçeyi iyi kullanan, sayısal becerileri olan, karşılaştığı sorunlara çözüm bulabilen ve ayakları üstünde durabilen öğrenci yetiştirmek temel amacımızdır.

Dönem sonunda ödev bilinci gelişmiş, sorumlulukların farkında ve hedefleri olan öğrenci profili oluşur. Böylece, gelecek yıllardaki çalışmaların temeli atılmış olur.

İletişim

Telefon1

0532 354 38 05

Telefon2

0216 411 25 55

E-mail

info@1e1ders.org

Adres

Adile Naşit Sok. No:8/B Sahrayıcedit-Kadıköy/İST.